“İnsanlara doğruları söylemek değil, onları inandırmak önemlidir” der tarihin önemli(!) simalarından biri. Bu anlayışa futbol sektöründe sahip çıkanlar var. Sarı laciverde boyanmış… Hafıza-ı beşer nisyanla malüldür derler, bizde hafızayı tazelemeyi ve inandırmak için yapılanları yazalım istedik.
12 Mayıs günü Saraçoğlu’nda şampiyonluğunu ilan eden Galatasaray futbol takımı saatlerce soyunma odasında beklemek zorunda kalıp, kuralları hiçe sayarak hakettiği kupayı kendilerine soyunma odasında vermeye yeltenenlere karşı çıktı. Bekledi ve kupayı geç olsa da emek verdiği sahada aldı. TV ekranında milyonlarca insanın gözünün içine bakarak; “ışıklar yanıyordu, sahada yaralılar tedavi ediliyordu ve kupa diye tutturdular” diyen, tutum ve davranış konusunda asla yalpalamayan, bir dediği diğerinin izinden giden yönetici, kamera ve cep telefonu ışıklarını stadın ışıkları sanıyordu herhalde!
Yaratılan karanlığın içerisinde üretilen loş ışıkta kupa almak daha güzel ve anlamlıydı elbette, lakin sahayı sulayıp, müziği açıp, üstüne ışıklar kapatıp insanlara doğruyu söylemek yerine yalanlar söyleyerek inandırmaya çalışmak her zaman tutmaz. Peşinizden koyun gibi gelenleri kandırırsınız sadece.
Kaybetmeyi bilmemek, kazananı tahrik ediyordu diye toplumun önüne atmak sizi sorumsuz bir idareci yapar. Cinayetin, katliamın tahrik edildiği için gerçekleştiği, bunun bir “bahane” olarak sunulduğu ülkede kupasını sahada almak isteyeni tahrik ettiler deme densizliği “yavuz hırsız ev sahibini bastırır” sözüyle harika örtüşüyor. Tribünlerin söylediği tezahüratları küfür etmeden söyleyen futbolculara yönelik “küfür ediyorlar, ahlaklı davranmıyorlar” diye iftira atmak ne ile örtüşür işte onu bilmiyoruz. Sorumsuz idarecilerin bu tavırları, fabrikadan imal edilmiş ürün gibileşen belli bir kitleye sirayet edince klavye arkasına saklanmış nice veledin Galatasaraylı futbolcuları tehdit etmesinde de pay sahibidir. Galatasaraylı herhangi bir futbolcunun tırnağı dahi kırılsa bunun hesabını da hukuk yoluyla hepinizden sormak görevimizdir.
Şimdi biraz da hafızaları tazeleyelim. Neler olmuş hatırlayalım:
- Saraçoğlu’nda ki “Ananın A.ı Galatasaray” anonsunu unutmadık.
- Saatçi’nin Saraçoğlu’nda şampiyonluk kutlamasında eline mikrofonu alıp: “Ananın a.ı Galatasaray” demesini de.
- Resmi sitenizde “Cimboma koymaya az kaldı” başlığını unutmadık.
- 2007′de şampiyonluk kutlamasında üstü açık otobüste Galatasaray’a küfür eden futbolcularınızı unutmadık.
- 2000′de Sami Yen’de ki maç sonrası: “Sallasana sallana mendilini Fatih Terim kurtarsana piçlerini” diyen futbolcularınızı unutmadık.
- Futbolcularınızın: “Avrupa Fatihiymiş Galatasaray” diye başlayıp küfürle biten tezahüratındaki küfürleri çekinmeden söylemelerini unutmadık.
- Sami Yen’de “Bir Baba Hindi…” yapan futbolcularınızı, Saraçoğlu’nda sahaya hindi indirmelerinizi unutmadık.
- Götüyle top istop eden kalecinizi unutmadık.
- Şeyini tutup Sami Yen’de Kapalı tribüne gösteren, sonra kasığım ağrıyordu ama yeaaaa… diyen kalecinizi unutmadık. Kapalı üst tribün o harekete gösterdiği tepkinin bedelini 1 sene önüne monte edilmiş cam ile maç izleyerek ödedi.
- Irkçılık yapan futbolcunuzu ve onu resmi sitede yapılan açıklama ile nasıl koruduğunuzu, ona yaptığı ırkçılık sonrası “can” diyen taraftarlarınızı unutmadık.
- Telegol’de “cincon” diyen yöneticinizi unutmadık. Taraftar olarak FB’ye ne dersek diyelim bir GS yöneticisi FB demeye tenezzül etmediğinde kızarız.
- Galatasaray Lisesine hakaret eden yöneticinizi unutmadık.
- “Fakir fukara edebiyatı yapıyorlar” diyen yöneticinizi, itaat et koregorafisini, 2 ekmek 1 süt pankartını, tribünden para uzatan veletleri unutmadık.
- Saraçoğlu’nda tünelde GS’lı futbolculara yapılan saldırıları, görevli kartı verilmiş taraftarlarınızı, Fatih Terim’e yapılanları unutmadık.
- Fatih Terim’in ailesine edilen küfürleri, Buse Terim’e sosyal ağlarda edilen küfürleri ve twitter aracılığıyla yapılan TrendingTopic’i unutmadık.
- Alnını yardığınız Fatih Terim ve Hasan Şaş ile dalga geçen taraftarlarınızı unutmadık. Öyle ki, 7 yaşındaki çocuğa dahi yara bandı yapıştırıp alnını yaraladığı insanlarla alay eden bir zihniyete tepki göstermedi hiçbir yöneticiniz. Bir suçtan daha büyük suç olan şey suçu örtmek veya suçu karikatürize etmektir. Tribün tarihinde bir ilki gerçekleştirdiniz,unutmadık.
- Hasan Şaş’ta muamma var diyerek Hasan Şaş’ı recm ettiren yöneticinizi unutmadık. Ne tuhaf ki, Hasan Şaş’ın yaralanması yalan, Lig TV’de görüntüsü var diyen bir gazete muhabiri! ( kalemşör ) peşi sıra recm-i devam ettirip sonra ortadan kayboldu.
- Gerets’in alnının yarılmasını unutmadık. Maç öncesi ve esnasında Mondrragon’a atılanları da unutmadık.
- 2009′da maç öncesi sahaya atılanları, yan hakemin kafasının yarılmasını ve “maçı tatil etseydim 55 bin kişi sahaya inerdi” diyen Gezer’i de unutmadık.
- “Galatasaray’ın şampiyon olması kanıma dokunuyor” diyen yöneticinizi unutmadık.
- Galatasaray bayrağının ortasından yırtıp kolunu geçiren ve sırıtan eski yöneticinizi unutmadık.
- “Adam gibi adam” Türk futboluna hizmet ederken radara yakalanan!, Buca maçı kadrosunu çok önceden alırken ( 10 aydır tek bir muhabirin, spor yazarının bunu o kişiye sormaması spor medyasının rezilliğini göstermeye yeter ) ahlaka katkı yapan!, rakipleri kazanırken onların nasıl şaibeli olduğunu bizlere anlatan hocanızı da unutmadık. O kadar dürüst ve ahlaklı idi ki direkt söylemek yerine hep kinaye yapıyordu.
- Her seferinde rakiple alay ederek sevinen, hayvan sevgisi üst düzeyde olup bazen hindi ile, olmadı timsahla, yetmeyince köpekler ile aşağılama hareketi yapan oyuncularınızı, “bir musibet bin nasihata bedeldir” sözünü dikkate almamasını da unutmadık. Doğru düzgün sevinmeyi beceremeyip birilerini aşağılarsan, o aşağıladıkların gün gelir sana gerçeğin tokadını basar, kalakalırsın.
- Efes Pilsen şampiyon olduğunda sahaya inilmesini, oyunculara saldırılmasını, soyunma odası koridorlarında yaşananları ve kupa seremonisini unutmadık.
- GS’a karşı kaybettiğinde, kah futbolda kah basketbolda, serenomiye çıkmaya dahi tenezzül etmeyen yöneticilerinizi ve oyuncularınızı unutmadık.
- Geçen sene Abdi İpekçi’de şampiyon olunca siz, GS tribünü salondan çıkmamış ama ne sahaya girmeye çalışmış ne de ışıklar söndürülmüştü. Aysal çıkıp rica etmişti tribünler boşalsın diye. Ve polis tribünlere girip salonu boşalttırırken, sonrasında siz kupayı alırken, GS’ın Saraçoğlu’nda kupa almaması için kah kendiniz kah resmi idareciler aracılığıyla baskı yapmaya çalıştınız. Ve utanmadan tahrik ediyorlar diyerek milyonların gözünün içine bakıp yalan söylediniz TV ekranlarında.
- Çok değil, 1.5 ay önce Kadınlar Euroleague GS – FB maçında polis Galatasaray tribününe girişince “vur vur” diyen FB tribününü unutmadık. 1 gün polis şiddeti var, öbür gün vur vur, sonra yine polis şiddeti var diyerek nalıncı keseri gibi herşeyi kendine yontmanın literatürde adı pragmatizmdir. Sokaktaki adını da siz biliyorsunuz.
- 2001′de Saraçoğlu’nda Galatasaray tribününe konulan çimenleri, atılan sidik torbalarını, yumurtaları, lağımda bekletilmeyi, ucu sivriltilmiş mermer parçalarını unutmadık.
- Cemal Nalga skandalında resmi sitelerinden “takipçisiyiz” yazıp, “şike ve organize çete soruşturması” esnasında adalet istiyoruz diyenlere “adaletin bekçileri” diyerek alay edenleri de unutmadık. Bu söze gerekli cevap GS tribünlerince verilmişti, lakin futbol sektörüne bir ilki daha gerçekleştirip adalet diyen ile alay edenlerle, bir tür dolandırıcılık olan şike sürecinden destan yaratanlar aynı kişiler, bunu hiç unutmadık. Ne mutlu bize ki içinde yer aldığımız haksızlıklardan kahraman profiller yaratacak kadar şirazeyi koparmadık. Aklımıza gelmişken, geçen sene bir muhabirden derbi öncesi Galatasaray kadrosunu öğrenmeye tenezzül edecek kadar küçülebilenleri de unutmadık. Ne mutlu bize ki bizim böyle kahramanlarımız! yok.
- 2007′de GS tribünlerinin Sami Yen dışında ve içerisinde yaşadıkları karşısında savcı olup tribünü idama götürenler, onlara eşlik eden spor medyası bunların hepsini unutturdu sanıyor ama aldanıyor. Şimdi avukat olmuş toplum psikolojisi çözümlemesi yapıyorlar.
Anlatılan sizin hikayeniz. Anlatacak şey bitmez yaptıklarınıza dair. Yıllardır özellikle stadınızda yaptığınız her şey yanınıza kar kaldı. Şımarık ve kibirli haliniz ile ülke futbolunu sarıp sarmalayıp, herşey benim olsun da nasıl olursa olsun diye uğraştınız durdunuz. Kendi gölgesinden korkup onu bile düşman olarak gösterebilecek bir akıl ve yukarıda saydığımız nice şeyi yapabilecek vicdan ile donanmış sizler… İşin özü; gerçeği değil hipnotize edilmiş kitlesini ve toplumu ikna etmek için yalan söyleyen sizler GS’a ahlaktan bahsedecek durumda değilsiniz. GS ile sizin aranızdaki fark resmi sitenizde yazdığınız tebrik mesajı ile GS’ın sizin kazandığınız bir kupada yayınladığı tebrik mesajından çok öte.








